Ziya Paşa
Bir Osmanlı Valisinin Adana Yılları
Ziya Paşa, yalnızca bir şair değildi.
Yalnızca bir devlet adamı da değildi.
O, kelimelerle devlet ve millet arasında yürüyen bir vicdandı.
Sürgünler, makamlar, alkışlar ve yalnızlıklarla örülü bir ömür yaşadı. Şiirlerinde adaleti aradı, ahlâkı merkeze aldı. Muhalefeti, yıkmak için değil; devleti yanlışlarından arındırarak ayakta tutmak içindi. Hürriyet, onun için bir slogan değil, ahlâklı ve adaletli bir idare anlayışıydı.
Nasıl ki Namık Kemal “vatan şairi” ise Ziya Paşa da “ahlâk şairi”ydi. Biri milletin, diğeri vicdanın sesi oldu.
Adana Valiliği, Ziya Paşa’nın yalnızca düşüncelerini değil, idarecilik kudretini de ortaya koyduğu özel bir dönemdi. Eğitimden tiyatroya, şehir düzeninden kamu hizmetlerine, memur disiplininden toplumsal hayata kadar uzanan çabaları; onun kaleminin yalnızca eleştirmediğini, gerektiğinde onarmayı da bildiğini gösterdi.
Bir Osmanlı Valisinin Adana Yılları / Ziya Paşa, büyük şairin Adana’da bıraktığı izlerin peşine düşerken yalnızca bir valinin icraatlarını değil; bir aydının vicdan muhasebesini, bir şairin devlete bakışını ve değişen bir çağın kırılgan ruhunu da anlatıyor.
Çünkü bazı insanlar, üstlendikleri görevlerle değil; taşıdıkları yük ve o yükün altındaki onurlu duruşlarıyla hatırlanır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamlı geçmişi ile içine sürüklendiği büyük çözülme arasında, tarih boyunca kolayca kurulan ama bir türlü kopmayan bir bağ vardı. Bir zamanlar “dünyanın nizamı” diye anılan yapı, artık kendi içinde çatırdıyordu.”